Mısır'ın başkenti Kahire'de Arap ülkelerinin sağlık bakanları ve temsilcilerinin katıldığı toplantıdan sonra açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü İbrahim El Kerdani, yaşı 65'in üzerinde olanların, 12 yaşından küçüklerin ve kronik hastalıkları bulunan kişilerin Hac ziyaretinden muaf tutulacaklarını söyledi.
Kerdani, kararın, Suudi Arabistan dahil olmak üzere, ilgili ülkelerin sağlık bakanları tarafından onaylanması gerektiğini vurguladı.
DSÖ'nün bölge müdürü Hüseyin Cezayiri ise kısıtlama kararının onaylanmasının beklendiğini kaydetti.
Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Abdullah El Rabia da alınan kararla Hac ve Umre hacılarının toplam sayısına kısıtlama getirilmediğini belirterek, ''Hiçbir ülkenin yüzdesini değiştirmeyeceğiz. Belli kuralları değiştirdik'' dedi.
Suudi Arabistan, haziran ayında yaptığı çağrıda, domuz gribi salgını nedeniyle yaşlı, hasta ve durumu uygun olmayanların Hac ziyaretlerinin iptal edilmesini istemişti.
Hac ibadetine her yıl 160 ülkeden ortalama 3 milyon Müslüman katılıyor.
Perşembe, 23 Temmuz 2009 11:15 tarihinde güncellendi
MİRAÇ
Yazar Administrator
Pazar, 19 Temmuz 2009 09:29
Konular
1. Miraç Kandili 2. Miraç Nasıl Oldu? 3. Peygamberimiz neden mirac'a çıktı? 4. Peygamberimiz Allah ile nasıl görüşebilir? 5. Bir insan göklere nasıl çıkabilir? 6. Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı? 7. Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi? 8. Miraçın benzeri bir olay var mıdır? 9. Miraçla gelen hediyeler 10. Miraç Gecesi Namazı 11. Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz 12. Kaynaklar
MİRAÇ KANDİLİ
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:
“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün
Mü'minler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir. AHZÂB 33/23
196 Uygur Türkünü Şehit eden KIZIL ÇİNE LANET OLSUN....
Türk tarihi son yüzyılda hep acı çığlıklarla dünyanın çeşitli yerlerinden ses vermiştir. Sürgün deyince trenlere doldurularak sürgün edilen Kırım Türklüğü gelir aklımıza, katliamlar deyince Kerkük’te Türkmen kardeşlerimiz gelirgözümüzün önüne hemen yanıbaşımızda ve İşkence deyince işkencenin her türlüsü gelir aklımıza Doğu Türkistan Türklüğünün üzerine uygulanmakta olan. Doğu Türkistan Türklüğü deyince iki isim gelir hemen hafızalarımıza “Bakın yaşım 90’ı geçti, hala Doğu Türkistan davası için mücadele ediyorum” diyen İsa Yusuf Alptekin gelir önce ve ardından Çinlinin her türlü baskısına karşı silahını alıp dağlara çıkan Türkün yiğit eri Doğu Türkistan’ın kahraman ismi Osman Batur gelir.
İşte böyle yiğitlerin nice isimsiz soydaşımızın işkencelere gark edildiği o coğrafyadır Doğu Türkistan. Ata yurttur, ana yurttur Doğu Türkistan. Urumçisinden Kaşgarına.
Doğu Türkistanlı kız ve erkekler asimilasyona tabi tutulmak adına evlerinden uzaklaştırılmak adına binlerce kilometre uzaklardaki fabrikalarda çalıştırılmak üzere götürülmektedir. Haziran ayı sonlarında Çin’in iç bölgelerinde fabrikalarda çalıştırılmak üzere götürülen Doğu Türkistanlı bacılarımıza karşı yapılan taciz olayları sonrasında Uygur Erkeklerinin doğal olarak verdikleri tepki karşısında çıkan olaylar bütün gerçekliği ile “DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEĞİ”ni dünya gündemine getirmiştir. Türklerin ata yurdu olan Doğu Türkistan’ın Başkenti Urumçi’de olaylar patlak verdiğinde gelen vefat haberleri hepimizi derinden yaralamıştır. İlk günlerde Çin tarafından ölü sayısı bir kaç kişi olarak ifade edilirken bir gün aradan sonra 156’ya ulaştığını ifade ettiklerinde gelen gerçek haberler ise vunharca katledilen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin sayısının 1000’e yaklaştığı konusundadır. Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de iki camiinin de yakıldığı gerçeği de ortaya çıkmıştır. Binlerce kardeşimiz yaralanmış erkekleri öldürülen geride kalan kadınlarımızın görüntüleri düşmüştür objektiflere. Binlerce Çinli asker kadın çoluk çocuk demeden evlere dahi girerek Kardeşlerimize saldırmaktadırlar. Örgütledikleri Çinli milisler de bir yandan saldırmaktadır. Bu aymazlıklarına bir de mazeret uydurarak bu olayları Çin’in en zengin ilk beş kadını arasında yer alırken çeşitli entrikalarla cezaevine attıkları ve yıllarca cezaevinde yattıktan sonra Amerika’ya yerleşen Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabia Kadir hanımefendiyi suçlamaktadırlar. Türkiye’de bir günlük gazeteye açıklamalarda bulunan Rabia Kadir Hanımefendi;